ABD ile İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü savaş sürecine ilişkin dikkat çekici detaylar ortaya çıktı. Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre, savaş öncesinde yapılan planlarda İran’da rejimi sarsacak bir halk ayaklanması beklentisi öne çıkarken, sahadaki gelişmeler bu senaryonun gerçekleşmediğini gösterdi.
Beklenen Ayaklanma Gerçekleşmedi
Savaşın başlamasının üzerinden üç haftadan fazla süre geçmesine rağmen, İran’da kitlesel bir ayaklanma yaşanmadı. İstihbarat değerlendirmelerine göre, yönetim zayıflamış olsa da kontrolünü kaybetmedi. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ve oluşturulan baskı ortamı, sokak hareketlerinin büyümesini engelledi.
New York Times’ta yer alan analizlerde, bu durumun savaş planlamasında yapılan en önemli hatalardan biri olduğuna dikkat çekildi. Beklentilerin aksine İran yönetimi içerden çözülmek yerine, bölgedeki askeri hedeflere ve enerji altyapılarına yönelik karşı hamleler geliştirdi.
Mossad’ın Planı Beklenen Sonucu Vermedi
Sürecin merkezinde ise İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın hazırladığı strateji yer aldı. Mossad Başkanı David Barnea’nın, yoğun hava saldırıları ve üst düzey isimlere yönelik operasyonların ardından İran’da kitlesel protestoların tetiklenebileceğini öngördüğü belirtildi.
Bu planın hem İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hem de dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından benimsendiği ifade edildi. Ancak sahadaki gelişmeler, bu öngörünün gerçekleşmediğini ortaya koydu.
ABD İçinde Şüpheler Vardı
Öte yandan savaş öncesinde ABD’li askeri yetkililer ile İsrail ordusunun askeri istihbarat birimi AMAN’ın, böyle bir ayaklanma ihtimaline temkinli yaklaştığı öğrenildi. Amerikan yetkililerin, bombardıman devam ederken halkın sokaklara çıkmasının gerçekçi olmadığı yönünde uyarılarda bulunduğu aktarıldı.
Washington Geri Adım Attı
Savaş ilerledikçe ABD yönetiminin söyleminde de değişiklik yaşandı. İlk günlerde İran halkına yönelik “hükümeti ele geçirme” çağrıları yapan Trump’ın, ilerleyen süreçte güvenlik güçlerinin sert müdahalesini kabul ederek daha temkinli bir dil kullandığı görüldü.
İsrail cephesinde ise Başbakan Netanyahu’nun, “Devrimler havadan yapılamaz” sözleriyle sahada yerel unsurların önemine dikkat çektiği ve daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsediği ifade edildi.
Trump’ın ‘Kürt Gruplar’ Çıkışı Tartışma Yarattı
Planın en dikkat çeken başlıklarından biri ise Irak’ın kuzeyindeki Kürt grupların İran’a yönlendirilmesi seçeneği oldu. Mossad’ın bu gruplarla temaslarının bulunduğu, CIA’nın da geçmişte destek verdiği öne sürüldü.
Ancak ABD tarafının bu seçeneğe mesafeli yaklaştığı belirtildi. Donald Trump’ın da Kürt güçlerin İran’a doğrudan müdahil olmasını istemediğini açıkça dile getirdiği ifade edildi.

Türkiye Devreye Girdi: Hakan Fidan’dan Uyarı
Süreçte Türkiye’nin diplomatik girişimleri de dikkat çekti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede, Kürt unsurlara destek verilmemesi yönünde net bir uyarıda bulunduğu aktarıldı.
Bu temasların ardından Washington yönetiminin söz konusu planlara mesafesini artırdığı ve geri adım attığı değerlendiriliyor.
İstihbarat Raporları: Rejim Ayakta Kalabilir
Savaş öncesi hazırlanan istihbarat raporlarında da İran yönetiminin tamamen çökmesinin düşük ihtimal olduğu vurgulanmıştı. Daha olası senaryolar arasında, yönetim içi güç mücadeleleri ve sınırlı çatışmalar yer aldı.
Analizlerde, olası bir iç karışıklığın demokratik bir dönüşümden ziyade farklı gruplar arasında yeni gerilimler doğurabileceğine dikkat çekildi. En güçlü ihtimalin ise mevcut yönetim içindeki sertlik yanlısı unsurların kontrolü sürdürmesi olduğu ifade edildi.
Mossad İçinde Yaklaşım Değişikliği
İsrail istihbaratının geçmişte İran’da ayaklanma ihtimaline daha temkinli yaklaştığı bilinirken, Mossad’ın eski başkanı Yossi Cohen döneminde bu tür planlara ayrılan kaynakların azaltıldığı belirtildi.
Ancak mevcut başkan David Barnea’nın bu yaklaşımı değiştirerek, savaş durumunda rejimi içeriden zayıflatmaya yönelik stratejilere yeniden ağırlık verdiği ifade ediliyor.
Tüm bu gelişmeler, İran’a yönelik askeri ve istihbari planlamaların sahadaki gerçeklerle her zaman örtüşmediğini bir kez daha gözler önüne sererken, bölgedeki gerilimin nasıl şekilleneceği merakla takip ediliyor.


Yorumlar